Ağaçlar Kuleli Şatolara dönüşür.

5 Aralık 2014 Cuma

4-5 Ekim 2014 Belgrad Ormanında kamp


İşgüzar iki güvenlik görevlisi yüzünden o gün korkudan nöbet tuttuk :))) 

Dinçerciğim hani sen kıdemli izciydin oğlum ? 

Güvenlik görevlilerine sorduğumuz sorular ve aldığımız cevaplar :)) 
- abi ayı var mı buralarda ? - yok canım hiç görmedik.
 - yaban domuzu var mı? ( soruyu sorarken birinin elinde baseball sopası, diğerinde mınçıka, birinde de kocaman odun, Yavuzum da çekiç ) - yaban domuzu var buralara geliyor, ben gördüm. Yavrularıyla gezerlerse saldırgan ve tehlikelidirler. Tahta çitleri rahatça parçalarlar! Kocaman dişleri var , domuz görünce yükseğe çıkın 
- ..... 

Tüm bu konuşmalardan sonra çadıra girmek istemediler...Dinçer korkudan titriyordu :) kendisi için değil bizim için endişeleniyormuş :)) mangalımızı yaktık..sofrayı hazırladık..yemeğin tam ortasında 'domuz sesi' işitmez miyiz! Hepimiz bir anda kendimizi masanın üzerinde bulduk! Ah Yavuuzum yavrumm kıyamam :) korkudan çardağın dışına çıkmıştı..bağıra çağıra hemen güvenli bölgeye aldık onuda :) bu arada çardağın açık kapısınıda 2 kat tül perdeyle kapatmışız (domuz gelirse ayağı takılır belki ) ses kesildi..kedi miyavlamasıymış ! Geçen sene köpek kaynıyordu orası..o gün kedilerin istilasına uğradık! Saatte ilerlemiyor..yemeklerin hepsini toparlayıp arabaya yerleştirdik, kamp alanımıza davetsiz misafir (aslında davetsiz misafir bizlerdik) gelmesin diye..çöpleri bile bizden uzaktaki konteynerlere attık. Çadırların etrafına (Dinçer'in fikriydi, izcilikte öğrenmişler) ağaçtan ağaca ip gerdik..iplerin üzerine poşet ve ceketlerimizi bağladık...tüm bunlar hayvanları uzak tutmak için yapılıyormuş...aman gelin bunu güvenlik görevlilerine anlatın! 'siz iyice yerleşmişsiniz buraya ' dediler!  Çadırlarımızı hava kararmadan kurmuştuk, cesaretini toplayanlar çadırların içine kuruldular..saat gece yarısı tam 24.00. Çadırların içi sıcacık :) Ben kitap okumayı planlıyorum, Halit nöbet tutacak, 3.00'den sonra nöbeti ben devr alıcam..tam çadırın keyfini çıkarmak üzereyiz, çocuklar da huzur içinde çadırlarında yine 2 güvenlik görevlisi geldi :D Kamp kurduğumu yer Büyük Şehir Belediyesinin alanıymış, kamp yapmak yasak! 30!! metre ilerideki 'ormanlık alan' da kamp serbest :)) bunlar taktı bize diye düşündüm...ben orada yaban domuzu var dedim (su barajına yakın ) oradaki domuz buraya gelmeyecek mi dediler :)) adamları ikna edemedik..amirlerine hesap vermek zorunda kalırlarmış vs. vs. sinirlerim gerildi. Çadırları toplayıp, çardağımıza geçtik. Saat gece 01.00. eve de dönemiyoruz..yorganları battaniyeleri serip : Çocuklar bugün açık havada uyuyoruz, dedim. Rüzgardan korunmak için çardağın çevresine örtüler serdim, matları banklara yaydım. Mis gibi yataklarımız oldu :))) Sabah 05.00 'de Dinçer'le ben nöbetteyken tilki ve baykuşların seslerini dinledik..muhteşemdi!...uykusuz kalmasaydık daha da muhteşem gelirdi Ormandaki senfoni bize..sesler tam aşağımızdan geliyordu :) sabah kahvaltıdan sonra eve doğru yola koyulduk..kamp olayını kesinlikle tekrarlayacağız :D


yerler meşe palamudu doluydu...


Görmüş olduğunuz kitabı Beyoğlu Sahaf festivalinden aldım. Kitabın kapağını beğendim önce, arka kapak yazısını da okuyunca aradığım kitap budur dedim. Nasıl anlatsam :)) kitap biraz umduğumdan farklı çıktı! Ruhumu dinlendireyim derken aklımı karıştırdı bu kitap :D pembe kuvars kristali bile aldım kitabın yazarına uyup! Işık varlıklar (Bildiğimiz uzaylılar), hayvanlarla iletişim,doğa ana..gök baba da vardı galiba :), sebze ekip ve yetiştirmemizin önemi..bu saydıklarım 'normal' sayılabilecek konu başlıkları :) sayfalar ilerledikçe yazar çok değişik konulardan bahsediyor..antik uygarlıklar..değişik seronomiler, bilgelik koruyucuları ile telapeti yoluyla iletişim vb. 
şamanizm :) Doğa'yı derinden sevmek için şaman olmak gerekmez!


Bu küçük misafirimizi geceleyin salonumuzda buldum. 5 gün besledikten sonra ormana salıverdik. 



























Orman perisi midir nedir bu?

Not :)
(Fotoğraftaki görüntü için bir açıklama da bulunmak istiyorum :) O gece dolunay vardı. Yeğenimle ikimiz ateşin başındaydık. O sırada Dinçer'in uykudan uyanıp bizi izlediğini görünce deklanşöre bastım. Sonradan fotoğrafları incelediğimde bu görüntü vardı. Flaş kullanmadan çekmiştim. Ay ışığının yansımasıyla oluşan bir şekil..yanlış anlaşılmasın :))) biz bu şekli gözlerimizle görmedik :D )


















sevgiyle kalın :)



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder