Ağaçlar Kuleli Şatolara dönüşür.

14 Mart 2014 Cuma

Ayakkabı çizimlerim :)


Günaydın sevgili bloggerlar :)

Bugün çok severek yaptığım ayakkabı çizimlerimi sizinle paylaşmak istedim, bundan sonra yeni kurulmuş bir firma için ayakkabılar boyayacağım. Karakter yaratmak, daha önce hiç yapılmamışı yapmak işin en zor tarafı sanki..:) ama yine de bunlar güzel şeyler...Yavuz ödevini gösterdi şimdi, karışık kelimelerden cümle kurmaya çalışıyor..yazmış: 'Dilek aldı kedi yedi'...kediler yenmez oğlum :)) dikte çalışmalarında, okuma da sorun yok, cümle kurarken biraz şaşırıyoruz onu da geç konuşmasına bağlıyorum. İleri de güzel birer anı olarak hatırlanacak ... güzeldir çocukluk dönemi.  Evlatlarımızı koruyup, sonsuz, içten bir sevgiyle seviyoruz...anneyiz çünkü. Bende durum biraz daha farklı. Çocuklarımı ve tüm çocukları seviyorum. Vatanımız'daki huzursuzluk beni üzüyor, haberler beni yıpratıyor. İsyan ediyorum. Babamı özlüyorum, ağlıyorum ama belli etmiyorum. Özetle: söylemek istediklerimi bile toparlayamıyorum ' ) '.

Peace








8 Mart 2014 Cumartesi

Polaroid fotoğraflarımız :))


Yağmurlu bir cumartesi gününden merhaba :) Kolaj yapmayı seviyor musunuz? Ailece yapabileceğiniz çok eğlenceli bir etkinlik buldum. Gerekli malzemeler: Dergi, makas, beyaz karton, siyah karton, yapıştırıcı ve hayalgücü




Yavuz korsan oldu ( o kadar sevdi ki, bir kaç tane daha yapmak istedi)  Dinçer hayatından bezmiş gözüküyor:)), Polat ormanda, Ben film izleyeceğim bugün, eşim akşam eve gelince yaparım demişti, bekleyemedim :) onu kovboy yaptım, yanağına da bir öpücük kondurdum:)



yıpranmasın diye de az önce pvc kaplattırdım


8 Mart kadınlar gününüz kutlu olsun..sevgilerimle :)

5 Mart 2014 Çarşamba

Kuleli Şatolar facebook sayfam :)


Facebook sayfama arada bir göz atarsanız mutlu olurum :) beğenilerinize sunuyorum : Facebook Kuleli Şatolar sevgilerimle..

3 Mart 2014 Pazartesi

Garipçe Köyü ve Garipçe Kalesi, Rumeli Kalesi :)


                                                                    Rumeli Feneri

Güzel bir pazar gününü de geride bıraktık...Hoşgeldin Bahar ayı:)

Ezio'suz bir gün geçirmek için, stratejik düşünmek lazım. Gizli planımı 1 gün öncesinden eşimle paylaştım, onayladı.
 1. Çocuklara kesinlikle Garipçe köyünde kahvaltı edeceğimizi söylemeyecektik.
 2. 07.00'de yola çıkacağımız gizli tutulacaktı.
 3. Garipçe köyünün hikayesi ' birazcık' süsleyerek anlatılacaktı...

Kahvaltı malzemelerini hazırladım. (dızmana bile yaptım, sabah 05.00'de hamur mayalayan anne)
Apartmandan gürültü yapmayarak çıkın dedim. Büyük oğlum, babasının arabayı getirmesini beklerken duvardaki zillere yaslanıyor..Günaydıınn Apartman sakinleri!!! :) 'Oraya zil mi yapılırmış' diye söyleniyor bir de..Polat her zaman olduğu gibi 'ben ceket giymem'e' başlayınca, giyme oğlum dedim. Biter mi aksiliği hiç :)) 2. round:  'Orada ne var sanki? gelmem ben!'
BEN: Garipçe köyünde garip insanlar yaşıyormuş Polat (biz çok normaliz:D) perilimiş köy! Evler terkedilmiş, hani korku filmi izlemiştik, evlerin üzerinde kırmızı çarpı işaretleri vardı..İşte o köy o köy!!! Acayip eğlenceli olacak!
Heyecanlandı ama belli etmedi.
Başka itirazlar yaşamadan Garipçe köyünün yolunu tuttuk.
Sarıyer'in ağaçlarını, yeşilliğini, doğasını seviyorum..hiç bir şekilde bozulmasını istemiyorum.
30 km sonra köye vardık. Köye giden ormanlık alanın sağ tarafında, yer yer yollar açılmış..6 yol sayabildim, 3. köprüyle alakalı olsa gerek..yazık.
Etrafımıza bakına bakına Garipçe köyüne giriş yaptık. Köy konum itibariyle çok güzel bir yerde..ama ne yazık ki çok bakımsız. İnsanlarını sevecen,neşeli ve yardımsever gördüm. Plaj kıyafetleri ile dolaşılmaması gerektiğini şirin bir tabelayla önceden belirtmişler: Köyün içinde Bikini ve Mayo ile dolaşmak yasaktır. Saygı duyuyorum. Karadeniz insanını seviyorum :)
Tekrar geri dönmek üzere oradan ayrıldık. Kahvaltı saati! Rumeli Kalesi bizi bekliyor :)
Burada da bizden başka kimse yok..inekler otlanıyor. Harika! Deniz'e karşı güzel bir kahvaltı'dan sonra, çocuklar çoştu. Sırt çantamdan 3 adet izolasyon borusu çıkardım...Alın size kılıç. İzolasyon borularının kaplamalı olanları daha dayanıklı, tanesi 1 TL'den yapı marketlerinde bulabilirsiniz:)
Çocuklar 'arena'da' oynarken, ben etrafı gezindim. Bu kalemiz maalesef çöp içindeydi. Kayalıklar çöp yuvası olmuş! Girişte çöp konteyneri var ama kullanan yok. Çöpleri fotoğraflamak içimden gelmedi. Yetkili kişilere ricada bulunuyorum. Oraya acilen uyarı levhası asılmalı:
KALELER VE BENZERİ TARİHİ ESERLER MİLLİ SERVETTİR. ÇÖPLERİNİZİ BIRAKMAYINIZ.
Kalenin eski fotoğraflarını çok merak ediyorum... Rumeli kalesinden ayrılma vakti geldiğinde Polat gitmek istemedi :)

                                                                          Ezio :P































                                                      Garipçe köyü ve Garipçe kalesi



Garipçe köyünün şifalı suyu meşhurmuş. Bizde bir küçük bidon doldurduk. İnsanlar damacanalarla dolduruyordu:)






Şifalı çeşme'nin yanında tepeye çıkmak için bir yol var. Patika çok taşlı ve engebelidir, ayakkabı seçiminize dikkat edin.













 hem kemençe çalıp, hem de şarkı söyleyen Karadeniz'li amca süperdi..müzikten etkilenip horon tepenler görülmeye değerdi:) Ev yapımı ürünler satan tezgah'tan trabzon tereyağı aldık..



                                                                 
                                                                 Garipçe Kalesi










                                                     Kale'lere olan hayranlığım...bitmeyecek gibi


Yanınıza el feneri almayı unutmayın. İçerileri çok karanlık, odalara adımınızı atarken aklınızda bulunsun: Odalara girerken basamak yok, 50 cm yükseklikteki boşluğa basabilirsiniz. Az kalsın ayağımı sakatlıyordum.
Yanıma aldığım mumlu fener'de işimizi görmedi.




                                                        Herkes hatıra fotoğrafı çektiriyordu,..
                                                                  nefes almak için           



                                                                    sevgiyle kalın