Ağaçlar Kuleli Şatolara dönüşür.

29 Ekim 2012 Pazartesi

El yapımı fener


Fener yapımı

Fener alayı yürüyüşü için yaptığım korsan temalı fener :) Zımbalamada biraz sorun yaşadım..Yapılışı çok basit; 2 adet oluklu karton, 2 adet mukavva, yağlı kağıt (Kırtasiyelerde özel kağıtlar var), delgeç, zımba, uhu, pergel, tel ve boya malzemesi

İlk önce oluklu kartondan, pergel yardımıyla 2 büyükçe daire formu çizip, kesiyoruz. Aynı işlemi mukavvaya da yapıyoruz. Şimdi tekrardan, her bir daire'nin ortasına yuvarlak bir pencere açıyoruz:) (maket bıçağı ile kolaylıkla kesebilirsiniz) Kestiğimiz daire şekillerini, 1 mukavva, 1 oluklu karton olmak üzere birbirine yapıştırıyoruz. Yapıştırma işlemini tamamladıktan sonra elimizde 2 adet yuvarlak şekil olması gerekiyor. Tekrar mukkava'yı alıp boylu boyunca ve 10-15 cm genişliğinde bir dikdörtgen kesiyoruz. Oluklu kartona da aynısını tekrarlıyoruz ve her iki parçayı birbirine yapıştırıyoruz. Yağlı kağıtları dairelerin içte kalan kısmına yapıştırıyoruz. Şimdi elimize aldığımız o uzun dikdörtgen parçayı, 1 cm genişliğinde kıvırıp, 1. dairenin herhangi bir ucuna birleştirip, zımbalamaya başlıyoruz. Aynı işlemi 2. daire'ye de yapıyoruz. - Anlatması yapmasından daha zormuş:)

Fenerimizin bitmesine az kaldı:) zımbalama bitti..süslemeye geçebilirsiniz:) Fener'in içine tea light mum ve altlık (plastik çay tabağı) yerleştirin. Son olarak, fener'in her iki tarafına, tel'i geçirebilmeniz için, sivri bir şeyle birer delik açın..ve bitti :)







sevgiyle kalın..


29 Ekim Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun!

Mavi gülün hikayesi...

Uzun çok uzun yıllar önce mutluluk ve güzellik içinde yaşayan bir topluluk varmış. Başarılı, sevecen, dürüst insanlarmış bunlar. Bu toplumu çekemeyen komşuları ise mutluluklarını bozmak için çeşitli planlar kurar dururlarmış. Amaçları ise kaleyi içten işgal etmekmiş. Hemen işe koyulmuşlar tabi. Kısa bir zaman sonra bu mutlu toplulukta isyanlar ve kavgalar başlamış. Bunu fırsat bilen diğer topluluklar ise hemen savaş açmışlar. Kendi iç savaşları yetmezmiş gibi birde, diğer toplumlarla yıllarca savaşıp iyice yılan bu insanlar göç etmeye karar vermiş. Savaştan arta kalanlar yollara düşmüşler huzuru bulmak için. Dolanıp durmuşlar. Ve bir gün bir tipinin ortasında kalmışlar. Ama ne tipi; tam 15 gün sürmüş. Bittiğinde ise bulundukları yerin dağlarla korunaklı bir yer olduğunu keşfetmişler. Güneşin güzel ışınları karlarda dans ederken, uzakta başını gökyüzüne kaldırmış duran MAVİ bir gül görmüşler. Saatlerce bu güle bakıp hayal kurmuşlar. Bu gül onları öylesine etkilemiş ki, çiçeğin bir sihirli, bir gücü olduğuna inanmışlar. Nasıl inanmasınlar ki soğuk bir bölgede sıcağı seven bir gül duruyor. Bu çiçeğin onları koruyacağına inanmışlar ve oraya yerleşmeye karar vermişler.
Yıllarca mesut yaşamışlar; eski güçlerine tekrar kavuşmuşlar bu bölgede. Tabi biricik gülleri de onları yalnız bırakmamış; her yıl ayni yerde ve zamanda çıkmaya başlamış. Ünleri yine tüm dünyayı sarsmaya başlayınca herkes şaşırıp kalmış bu işe. Gel zaman git zaman bir gün MAVİ gül çıkmamış.
Hemen ertesinde ise o mutlu toplulukta kaybolmuş. Ticaret yapan kervanlar bir gün bu ülkeye gelince o topluluğu bulamamışlar. Kimse o güzel insanların ve gülün akıbetini çözememiş. O toplumdan ise sadece ağızdan ağza söylenen şu sözler kalmış :


"- Saflığın, Dürüstlüğün, Sevginin, Onurun, Mutluluğun, Özgürlüğün çiçeğidir Mavi Gül.

Bizler bu çiçek sayesinde sevgiye ve özgürlüğe ulaştık; Yaşamın gizemine eriştik...

Şimdi ise mutluluğa eriyoruz..!

Size bir armağanımız olacak.

Mavi Gülü size de bırakacağız;

Yaşamın anlamını öğrenmeniz için.

Bu EFSANE ÇİÇEK dünyanın herhangi bir yerinde ve herhangi bir zamanda ortaya çıkarak sizi şaşırtacak. Onu görenler ise dünyanın en bahtiyar, en mutlu ve şanslı insanları olacaklar."

(Alıntı)

- 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı, Cumhuriyetimizin 89. kuruluş yıldönümü, Türkiye, Ay Yıldız, Mustafa Kemal Atatürk, Vatandaş, dayanışma, çoşku, sevinç...gazlı su, barikatlar, polis, engel...hüzün:( 

27 Ekim 2012 Cumartesi

Kraliçe :)




                     çizdiğim Kraliçe'nin aynısını bir de tuvale aktarabilsem...:) güzel olacak

bir Baseball sopasımız eksikti zaten..


Polat Baseball sopası ile geldi az önce eve...bana kaykay alacağını söylemişti...! Bu sopayla ne gibi 'faaliyetlerde' bulunacak acaba ? Aklıma ilk gelenler 1. 'yanlışlıkla abisinin kafasını kıracak', 2. 'yanlışlıkla' eşyalara zarar verecek 3. yanlışlıkla Mr. President Obama'ya özenmiş olabilir :)..ya da hiçbiri değil, sadece Baseball oynamak istiyordur benim oğlum! Topu nerede?? :(
Ben en iyisi bu sopayı zımparalayıp, rengini değiştiriyim..pembe olabilir..üzerine de çiçekler, kelebekler..:) 

25 Ekim 2012 Perşembe

Kurban bayramınız kutlu olsun :)










                                              Güzel bir bayram geçirmeniz dileğiyle...

24 Ekim 2012 Çarşamba

'BİR DAMLA KAN BİR CAN DEMEKTİR'!



30 saniyenizi ayırıp formu doldurarak canlar kurtarabilirsiniz

Hayat sıvımız olan kan kime ne zaman lazım olacağı belli olmaz, onun için duyarlı olalım, belki bir gün, bir yerde hayat kurtarmaya vesile olabiliriz...



21 Ekim 2012 Pazar

Alçıdan bebeklerim :)


Peter ile Gertrud:)) köylü bir çift

Geçen sene bu bebekler yüzünden, Dinçer'den rahat yoktu bana:)) Sipariş verir gibi: - Anne 6 tane yapar mısın, annecim 2 tane daha lazım! :) 'kime oğlum' diye sorunca, cevabı 'birilerine' olurdu...:)  
Çocuklar uykudayken alçılarımı çıkardım ve görmüş olduğunuz 3 bebeğin kalıbını çıkartıp, boyayıp, bitirdim..
Not: Sevgili oğlum Dinçer, eğer bu yazımı okursan, artık bebek siparişi almıyorum:) Yapılışı çok basit..alçı bebek tarifi: 1 adet kardan adam silikon kalıp (muhallebi için kullanılan) alçı, alçıyı suyla karıştırın..muhallebi kıvamına gelince, silikon kalıplara dökün, kartonpiyer alçısı kullanırsanız 10 dakika da kurur. Alçı donduktan sonra, kalıptan çıkarın..ve boyayın:) boya kuruduktan sonra da vernikleyin..bitti:) kız arkadaşlarına kendin yaparsın artık:)) seni seviyorum Annen

                                               




                                                                   sevgiyle kalın..

18 Ekim 2012 Perşembe

31 Ekim Cadılar bayramı..Buhhhh:)


                                        31 Ekim Cadılar bayramı  H A L L O W E E  N

Yabancı bir kaynaktan dilimize çevirdim:
Yüzlerce yıl önce eski İngiltere de, İrlandalıların ataları Halloween'i, Druid'lerin Sonbahar bayramı olarak kutlarlarmış. ( Druid:Kelt rahibi..örnek: Asterix de Büyüfix gibi ) İnançlarına göre 31 Ekim akşamı cadıların ruhları, hayalet olarak dünyaya gelirmiş..:) Günümüzde çoğu kişi Halloween'in gerçek anlamını bilmez..( Hasat bayramı, Korku bayramı olarak kutlandığını biliyordum ama dahası varmış...)
2000 sene önce İngiltere'de yaşayan Keltler, yaz mevsiminin bitimini büyük bir ateş yakarak, yaz'a veda, kış'a merhaba kutlamaları yaparlarmış..onların takvimine göre 31 Ekim yıl'ın son günüymüş. Bir diğer adı 'Samhain' bayramı olan Halloween, o gece, yaz boyunca topladıkları hasatlar için Güneş Tanrısına minnet ve şükranlarını sundukları ve ölenlerini andıkları bir gece imiş..Güneş tanrısı, kışın gelmesiyle, ruhların tanrısı ile yer değiştirirmiş..:) yine inançlarına göre 31 ekim akşamı, ölmüşlerin ruhları dünyayı ziyarete gelirmiş, evlerini rahat bulmaları için de ateş yakılırmış..ama.. ya kimsesiz ve evsiz ruhlar? ateşe rağmen evlerini bulamayanlar?..işte o ruhlar da, insanları korkutmaya ve kötülük yapmaya başlamışlar..:))
Bir kaç yüz yıl sonra, M.S 800 sene önce, bir papaz, 31 ekim'den sonraki günü, 1 Kasım'ı 'Azizler günü' ilan etmiş..Böylece Kelt'lerin 'Samhain kutlamaları' zaman geçtikçe İngilizce 'All Hallows Evening' veya kısacası 'Hallows'E'en' olmuş. Bugünün Halloween'i :)

Bizde kutlamıştık Cadılar Bayramını :) mumya sarma yarışması, pinyata patlatma, korku filmi vs. vs. çok eğlenmiştik:)  'değişik' ritüellere :) inanılmadığı sürece, Halloween'i kutlamakta bir sakınca görmüyorum..kostüm partisi diyelim biz buna:)) bu sene uğraşamıyacağım Cadılar bayramıyla.. ev çok dağılıyor:))

                                                                     
                                                               2010 Halloween


 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 


17 Ekim 2012 Çarşamba

Anneler gününe...vintage hediye:)


Ayıcık şeklinde bebeğim eskiyince atmaya kıyamadım..30 senelik bebeğimin yüzünü, peluş kumaştan ayırdım..belki bir gün lazım olur diye:))

Malzemeler :) : alçı ve boya malzemesi, tuval, kumaş, kurdela vs.

Anneler günü panosu:





sevgiyle kalın

16 Ekim 2012 Salı

Beyin dostu bir annenin ilginç buluşu

Pek çok anne 'mide merkezli' düşünüp, 'Bugün çocuğuma ne pişirsem?' diye kafa yorar. Aşağıda hikayesini okuyacağınız 'beyin merkezli' bir anne, 'çocuğunun beynini nasıl besleyeceğinin' güzel bir yolunu bulmuş. Sonuçta, çocuğu doktor ve dünyada en çok satan beyin kitaplarından birinin yazarı oldu.
'Üç yaşımdayken dinozorlara ani bir ilgi duyduğumu hatırlıyorum. Annemin de bu durumu beklediğini bilmiyordum. Aynı gün ev tamamen Jurassic devrine dönmüştü. Ve triasik döneme. Ve tebeşir dönemine. Duvarlar dinozor resimleri asılıyordu. Yere ve kanepelere serpiştirilmiş dinozorlarla ilgili kitaplar bulmaya başlamıştım. Annem akşam yemeklerini bile, 'dinozor yemeği' olarak hazırlıyordu ve saatlerce dinozor sesleri çıkarmaya çalışarak katıla katıla gülüyorduk.
Ve sonra birdenbire, dinozorlara olan ilgimi kaybettim çünkü okuldaki bir arkadaşım uzay gemilerine, roketlere ve galaksilere ilgi duymaya başlamıştı. Şaşırtıcı bir biçimde annem bu duruma hazırlıklıydı. Ev, hevesimin değişimi kadar hızlı bir şekilde büyük dinozorlardan 'büyük patlamaya' (big bang) dönüşmeye başladı. Sürüngen posterleri indirildi ve yerlerine gezegenler asılmaya başlandı. Banyoda uydulara ait küçük fotoğraflar buluyordum. Annem patates cipsi poşetlerinden 'uzay madeni parası' bile yapmıştı.
Bu durum çocukluk döneminde sık sık tekrarlandı. Yunan mitolojisine ilgi duydum ve annem evi Olimpos Dağı'na dönüştürdü. İlgim geometri'ye kaydı ve ev önce Öklid, sonra kübist tarzı şekil aldı. Kayalar ve uçaklar bunu takip etti. 8 ya da 9 yaşıma geldiğimde artık ev dönüşümlerini kendim yapıyordum.
Kaynak: John Medina, Beyin Kuralları, Kuzey yayınları

15 Ekim 2012 Pazartesi

Güzel bir gün geçirmeniz dileğiyle..


G Ü N A Y D I N :)



ahşap yelkenli


Ahşabı şekillendirmeyi çok seviyorum..amatörce de olsa karşınızda kendi yapmış olduğum bir yelkenli..
Yelken direğini kalın çubuk bulamadığım için çöp şişten yaptım..ama çöp şiş olduğuna bakmayın son derece sağlam oldu.:)


ilerleyen zamanlarda daha başka yelkenlilerle karşınızda olacağım :)

Romeo ve Juliet


Oğlumun sanat performans ödevi için hazırladığım maskeler:) Karton Maske: Eminönü'nde 2.5 TL'ye satılıyor..süslemesi bana ait..Juliet'i sulu boya ile boyadım, Romeo'nun maskesi kıza benzediği için,  maskeyi ahşap macunu ile şekillendirdim..guaj boya ile boyadım. ve süsledim..

 
 
 
 
 
23. Sone
 
Bir acemi oyuncu nasıl beceriksizse
Sahnede korkusundan donakalmış dururken
Nasıl fazla duyguya kapılınca bir kimse
Zayıflarsa yüreği gücünden kudurken,
Benim de bu korkuyla güvensizlikten işte
Sevgi törenindeki duam aklımdan çıkmış,
Sevgimin gücü beni paramparça etmiş de
Aşkın bütün yükünü omuzlarıma yıkmış.
Öyleyse kitaplarım söylesin güzel sözler,
Sussun dili gönlümün dilsiz laf ebeleri,
Onlar sevgi dilenir, ama bir çıkar bekler;
Gönlün sözü, bollukta hepsinden çok ileri.
 
Sessiz aşk ne yazmışsa onu oku ve öğren,
Aşkın ince aklıdır gözlerle duyup bilen...
 
William Shakespeare
 
 
 

Merhaba canım bloggerim:)

Kar tanesi geri döndü!..aranızda hala beni hatırlayan var mıdır bilmiyorum..36 yaşında evli ve üç erkek çocuk (5, 12, 14..) annesi :)

Yaklaşık bir sene önce blogumu (Kartanesi) kapatma kararı aldım..bir anlık kızgınlık yüzünden:) 

Günlerim nasıl geçiyor...Polat'la uğraşıyorum, 12 yaşında olan..çok yaramaz olan :) Yavuz 5 yaşında..kesinlikle okula gitmek istemiyor, annesine aşık!, Dinçer..lise 1'e başladı..çalışkan oğlum benim..Anlatacaklarım şimdilik bu kadar..31 Temmuz'da babamı kaybettim..uykusunda gözlerini kapamış babacım..İsviçre de yaşıyordu, kardeşlerim ve annem ile birlikte..baba acısı başka bir şeymiş..onu anladım..onu özlüyorum..mekanın cennet olsun, nur içinde uyu babacım

Hepiniz sevgiyle kalın

KARTANESİ